MERHABA GELECEK: YÜKSEK TEKNOLOJİ GİRİŞİMCİLİĞİ
GİRİŞİMCİLİK

MERHABA GELECEK: YÜKSEK TEKNOLOJİ GİRİŞİMCİLİĞİ

“GELECEĞİ TAHMİN ETMENİN EN İYİ YOLU ONU YARATMAKTIR” -ABRAHAM LİNCOLN

İnsan psikolojisinin hoşlanmadığı gerçeklerden kaçma eğiliminde olduğu söylenir. Ancak Türkiye’de bizim bu acı gerçeklerle pek bir sorunumuz olmadığı açık. Öyle ki geçen haftaların en çok paylaşılan videolarından biri; Emin Çapa’nın “Türk Hamamlarında Suyun Kaldırma Kuvveti Neden Yok?” isimli Tedxİstanbul konuşması. İzleyenler sunumun içinde yer alan çarpıcı rakamlardan haberdarlardır ama ben özellikle ikisi üzerinde durmak istiyorum.

Görsellerde Dünya yüksek teknoloji ihracatındaki yerimiz (Dünya Bankası) ve ülkede en büyük 500 sanayi devinin kullandıkları teknoloji seviyesini (İstanbul Sanayi Odası) görüyorsunuz.

Rakamlar gerçekten çarpıcı ama bu sunumu izlediğimde benim asıl merak ettiğim nokta yüksek teknolojinin aslında ne olduğu ve girişimcilikle yüksek teknolojinin nasıl buluştuğuydu.

Yüksek teknoloji dediğimiz şey aslında teknolojinin “cutting edge” noktası. Yani yontma taş devrinde kullanılan kesici aletlere teknoloji dersek; yüksek teknoloji dediğimiz şey bütün aletlerin içindeki en sivri, en keskin bıçak oluyor. İnsanlığın yaratma arzusunun ve zorluklarla mücadele etme dürtüsünün gidebileceği en keskin nokta aslında yüksek teknoloji.

Bu keskin noktanın, yüksek teknoloji ve hayal gücünün en güzel örneklerine geçtiğimiz günlerde Fransa’da tanık oldum. Festo isimli robotik şirketinin, doğayı taklit ederek ürettiği robotların en narin örneği aşağıda görebileceğiniz kelebek robotlar.

Karıncadan, kangurulara, uçan balıklardan kertenkeleye pek çok alanda çalışan Festo; pek çok diğer yüksek teknoloji şirketi gibi 25–26 Haziran’da Paris’te gerçekleşen Hello Tomorrowkonferansında, yüksek teknoloji girişimlerine mentörlük etmek için yer aldı. Biyoteknoloji, robotik, uzay ve yapay zeka gibi “cutting edge” konularında çalışan girişimler, yüksek teknoloji girişimciliğindeki asıl sorunun ne kaynak yetersizliği ne de politika eksikliği olduğunu hepimize gösterdiler. Belki de tek engel, kendi korkularımız ile hayal gücümüzün önündeki engellerdi.

Bizler teknolojiyi nasıl kullanabilirim, kendi teknoloji bilgimi nereye aktarırsam bir iş fikri yaratırım gibi düşünürken, dünya önce problemleri keşfedip sonra donanımını o alana yönlendiriyor. Bizler kendi pazarlarımızda küçük laboratuarlarımızda kapalı kutular halinde çalışırken, dünya teknolojilerini bir yapbozmuşcasına birleştirerek yüksek teknoloji resmini çiziyor. O nedenle kafamızı kaldırdıp büyük çerçeveyi gerçekten kadrajımıza soktuğumuzda aslında şunu görüyoruz; yüksek teknoloji girişimi yaratmak 3 temel unsurla doğrudan ilişki:

  • Sizi uyutmayacak şey, yaratacağınız teknolojinin karmaşıklığından çok, çözeceğiniz problemin büyüklüğü olmalı
  • Birlikte aynı sorunu çözdüğünüz partnerle çalışmalısınız ve “küçük bir şeyi ben yapmaya çalıştım” kafasından çıkıp “büyük ve DEĞER yaratacak bir şeyi biz yapabildik” demenin mantığına erişmelisiniz
  • Her ne kadar yüksek teknoloji yaratsak da ve bilimle iç içe olsak da yarattığımız teknolojinin kullanıcı için bir anlam ifade ettiğinden emin olmalıyız. Uçan robotlar yapacak donanıma sahip olmak başka, onu kullanacak müşteri probleminin çok başka bir şey olduğunu bilmeliyiz

Ve bizler biliyoruz ki hem donanıma sahip hem de yukarıdaki maddelerin farkında pek çok girişimci aramızda dolaşıyor. O halde neden hala etrafımızdaki problemlerden kaçıp, havalı teknolojilerin içinden problem çıkarmaya çalışıyoruz? Neden hep birlikte paylaşımlı bir ekosistem yaratmak varken “bir şey yapılacaksa x olarak bunu biz yapmalıyız” egolarına takılıyoruz. Ve neden cesareti önce devletten ve yatırımcılardan bekliyoruz?

Eminim ki Türkiye; o tablolarda üst sıralara taşınacaksa ve yüksek teknoloji yaratmaya başlayacaksa bu adımı atacak olan, kendini güvenli alanından çıkarmayı başarmış, hem devletten hem yatırımcılardan daha cesur girişimciler olacaktır.

Author Info

Burcu Gökgöz

One day, she gives lectures, next day she makes data analysis and the next day who knows. The queen of multi-tasking and glad to be the wildcard.