GÜN 6-7: YEŞİL GİRİŞİMCİ ŞEHRİNE ELVEDA, SİLİKON VADİSİNE MERHABA!
GİRİŞİMCİLİK

GÜN 6-7: YEŞİL GİRİŞİMCİ ŞEHRİNE ELVEDA, SİLİKON VADİSİNE MERHABA!

Şimdi iki günü sıkıştırıp tek gün yazdım diye işten kaçtığımı düşüneceksiniz ama bunun tek nedeni bu 2 günden birinin fabrika gezisi ve mangal partisi :) ile geçmesi, diğer günün de Burlington’dan San Francisco’ya uzanan uzun yolculukla geçmesi…

Öncelilkle Ben & Jerry’s fabrika ziyaretimizle Gün 6’ya başladık. Burlington’a yaklaşık 30 dk uzaklıktaki fabrika yeşillikler içinde kurulmuş bir yerdi ve kesinlikle hem fabrika çalışanları, hem fabrikanın kendisi hem de ziyaretçiler bölgenin değerini bilerek ona göre davranıyorlardı.

10556313_10152295664157308_7843397455727869023_n
Ben & Jerry’s fabrika ziyareti diyince yine dondurma kazanlarının içinde yüzeceğimizi hayal ettim ancak yine bu hayalim gerçekleşmedi… Ben & Jerry’s’in hikayesini (LİNK) size diğer yazıda anlatmıştım. Yine hikayeyi içeren bir video gösterimi ve daha sonrasında da üretim alanını yukarıdan gören bir noktada üretim süreci anlatıldıktan sonra toplam 15 dakikada tur tamamlandı. Daha sonra da birer kap dondurma hediye edip bizi Gift Shop’a yolladılar… Kısacası 1 paragraftan fazla yazılacak bir şey görmedim.

Daha sonra da otelde yaptığımız bir mangal partisi ile Burlington’da tüm ziyaret ettiğimiz kişi ve kurumlarla bizi daha “informal” bir ortamda bir araya getirdiler. Böylece ziyaret sırasında konuşamadığımız konuları veya soramadığımız soruları Burlington’da ziyaret ettiğimiz kişilere tekrar sorma fırsatı yakaladık ve oldukça keyifli bir mangal partimiz oldu.

Seyahatle ilgili bir başka detay olarak da şunu verebilirim; State Department bir kuruluşla tüm programı ayarlaması için anlaşıyor, daha sonra da bu kuruluş ilgili eyaletlerdeki alt yüklencilerle programın oluşturulması için işbirliğine devam ediyor. Yani, her şehirdeki program başka bir şirket tarafından programın konseptine uygun olarak hazırlanıyor. Bu konuda bizi ağırlama, ilgi ve sıcaklık açısından en iyisi Burlington ekibi oldu. Şirketin genel müdürü de 3-4 gün boyunca yanımızda ayrılmadan hemen hemen tüm ziyaretlerimizde bize eşlik etti. Benim için burlington şehrinin bir diğer çekiciliği de insanların bu sıcaklığı ve işlerine olan saygısı… En iyi ağırlandığımız şehir olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

IMG_3014
Burlington’dan ayrılmadan önce fotoğrafta gördüğünüz “We are %19″ afişine rastlayınca bunun ne olduğunu sordum ve aldığım cevap beni oldukça etkiledi. ABD ekonomisinin %19’unu NGOlar oluşturuyorlar ve bu oaran taraımın yarattığı değer ile aynı… %19’un ne kadar etkileyici ve önemli olduğunu sanırım söylemeye gerek yok.

Burlington’dan ayrılmak hepimiz için oldukça zor oldu; Nedeni ise hem bu şehri hepimizin çok sevmesi hem de “city split” mevzusunun gerçekleşecek olmasıydı. City Split’de hepimiz gruplara bölünerek 3 farklı şehre doğru yola çıktık. Ben şanslıyım ki şehir olarak San Francisco ekibine düşmüştüm ancak bir şansızlığım da SF ekibindeki diğer girişimci arkadaşlarımla ortak noktamız diğerleri kadar yoktu… Bir kaç gün içinde daha iyi anlaşmaya başladığımız ve yakın olduğumuz grup 3’e bölünüştü… Daha çok vakit geçirdiğim Bahamalı, Meksikalı, Bulgar, Ürdünlü, Hintli ve Macar arkadaşlarım diğer iki şehir grubuna gitmiş, ben daha önce çok fazla vakit geçiremediğim bir ekiple SF’ye doğru yola çıkmıştım.

Yine de küçük grup ve konu girişimciler olunca da kaynaşmakta zorluk yaşamıyorsun ve ortak dilin olduğu için de gayet rahat anlaşabiliyorsun. Ortak dil konusuna ilk 2 yazımda da değinmiştim. Buradayken kendi işimizi, yaptığımız çalışmaları, girişimci “mindset”in nasıl olması gerktiğini, zorlukları ve hepsinden önemlisi neler yapmamız gerektiğini konuştukça aslında birbirimze sandığımızdan daha yakın olduğumuzu görüyoruz.

Türkiye’de yaptığım işin zorluklarını birileriyle konuşmayı geçtim, yaptığım işi bile anlatmak da zorluk çekiyor ve kimi zaman aslında bu konuda ne kadar yalnız olduğumu düşündüysem, program boyunca yaptığım işle ilgili olarak yalnız olmadığımı tekrar tekrar gördüm. Bu da benim yaptığım iş konusunda oldukça motive etti.

IMG_3773
Neyse konuya dönersek – aslında konu yukarıda bahsettiklerim de –  SF ekibi olarak zorlu uçuş öncesi bulduğumuz zamanlarda ve aktarmaları beklerken de birbirimize yaptığımız işleri anlatıyorduk. Bu seferde El Salvador’dan programa katılan Diana’nın sırasıydı. Diana bize ailesiyle birlikte kurduğu ve yürüttüğü sosyal girişim olan “Sin Limites/No Limit”i anlattı. Diana ve ailesi engelli abisinin yaşadığı zorluklardan yola çıkarak bu derneği kuruyorlar. Derneğin genel amacı ise engellilerin gündelik hayat aktivitelerini sorunsuz bir şekilde yerine getirmelerini sağlamak. Bu amaçla özellikle sosyal alanlardaki engelli hakları ve spor aktivitelerinin engelliler tarafından da sorunsuz yapılmasını sağlayacak faaliyetlerde bulunuyorlar. Bu faaliyetlerin bazılarını örneklersek,
El Salvador’da bir çok kişinin ana spor aktivitesi olan surfun engelliler tarafından da yapılmasını sağlamak için bir proje yürütüyorlar. Her senenin belirli zamanlarında profesyonel sorfculer engelliler ile birlikte surf yaparak onların da dalgalarda bu zevki tadmalarını sağlıyorlar.
Bununla bilrlikte özellikle sosyal alanlardak engelli haklarının korunması da bizim ülkemizdeki gibi El Salvador’da büyük bir problem. Örneğin otoparklarda engelli yerlerine sıkça insanlar arabalarını park ederek engellilerin haklarını gasp ediyorlar, tıpkıbizim ülkemizde olduğu gibi… Diana tekerlik sandalye kullanan dernek gönülleriyle bir AVM’nin otoparkında buna yönelik bir kampanya düzenliyor. Engelli yerine park eden aracı görür görmez engelli kişi o bölgeye tekerlikli sandalyesi ile gelerek arabayı parkedene bir broşür verereken neden oraya ihtiyaçları olduğunu anlatıyor. Daha sonra da tabi ki bu hakkı gasp eden herkes arabasını o alandan çekiyor. Aynı zamanda engelli park yerlerine tekerlekli sandalya park ederek de buradaki mesajı insanların daha net almasını sağlıyorlar.  Böylece sayıca düşük bile olsa, nitelik olarak büyük bir etki yaratıyorlar. Az ama öz etkili bu kampanyanın başarısından sonra bu kampanyayı başka AVMlerde de uyguluyor ve çektikleri videoları intrnet üzerinden yayınlayarak bu konudaki bilinci arttırmayı başarıyorlar. Bu kampanya ile ilgili kısas bir videoyu aşağıda izleyebilirsiniz:

#CulturaDeRespeto Fundación Sin Límites from ActiveComunicacion on Vimeo.

IMG_3228
Detroit aktarmalı olarak 8 saatte SF’ya indik. ABD’deki 2. pazarımızın sabahında Burlington’dan yola çıktık ve akşam yemeğinde kendimizi SF’da Çin mahallesindeki bir restaurantta bulduk… Bulduk diyorum çünkü zaman diliminde yakaşık 3 saatlik bir değişim yaşadık ve metabolik saatimiz 10iken, akşam yemeğimize SF saatine göre 7’de oturmuştuk. Yine bir uzun yemek sohbetinde hepimizin alanlarda yaşadığı sorunlara değindik ve bu sorunlar yine her zamanki gibi ortaktı. Girişimciliğin bir hayat tarzı olduğunu, ABD, İsrail gibi ülkeler dışında bunun çok kabul görmediği, eğitimin bu konuda çok eksik olduğu ve tabi ki her zaman sadece eğitimin yetmeyeceğini, mentorluğa verilen değerin ne kadar yetersiz olduğunu tekrar tekrar farklı olaylar üzerinden konuştuk.

Bu 2 günün özetine gelirsek; Daha önce yakın olmadığım diğer changemaker arkadaşlarımı tanıdıkça; aslında hepimiz “doing good” ve “impact” temelinde iyi birşeyler yapmaya çalışan girişimciler olduğunu yeniden farkettim! Kimimiz teknolojik ürünlerle, kimimiz sosyal projelerle hem geçimlerini sağlayıp hem de insan hayatına dokunmaya çalışan girişimcilerdik bu yüzden de ortak dil ve ortak payda da buluşmamız oldukça kolay oluyordu. Bunun kıymetini anladıktan sonra da birbirimize olan bağlılığımız oldukça arttı… Herkesin ortak söylediği; “Ülkemde kendimi ne kadar yalnız hissetsem de burada aslında hiç de yalnız olmadığımı gördüm…”

Kıssadan hisse; Sizi kimsenin anlamadığı, yalnız olduğunu düşündüğünüz anları hayatınızda azaltın. Şehrinizde yoksa başka bir şehirde, ülkenizde yoksa başka bir ülkede sizin dilinizden anlayan birileri mutlaka var ve bu kişileri de bulmak için Google’da bir arama yapmanız veya Linkedin’de biraz zaman geçirmeniz yeterli… Uzakta da olsa iletişime geçebileceğiniz ve bu konuda en az sizin kadar istekli insanlar kesinlikle var, umutsuzluğa kapılmayın! Hatta bunun için Viveka’nın da kapısını istediğiniz zaman çalabilirsiniz!

Author Info

N. Barış Okur

“Your idea is not original trust me! You have to cultivate that idea let it grow and more important make sure it survives. For that reason be a worker before being a boss!”