ANADOLU KAPLANLARINDAN BAŞARILI TEKNOLOJİ GİRİŞİMCİSİ NASIL ÇIKAR?
ETKİNLİK GİRİŞİMCİLİK

ANADOLU KAPLANLARINDAN BAŞARILI TEKNOLOJİ GİRİŞİMCİSİ NASIL ÇIKAR?

Yazmayalı uzun zaman oldu ve biraz paslandığımı hissediyorum ama bir yerden tekrar başlamak lazım. Geçen haftaya Startup İstanbul üzerine G3 Forum Trabzon yaparak başladım ve Türkiye’deki girişimcilik ekosistemiyle ilgili genel bir durum değerlendirmesi yapmaya hakkım olduğunu düşünüyorum. Bu değerlendirmeleri yaparken geçen sene başladığımız BiGG GARAJ Yenilikçi Anadolu Projesi başta olmak üzere birçok proje ve etkinlik için gittiğimiz Eskişehir, Ordu, Trabzon, Çorum, Malatya, Sakarya, Amasya, Mersin, Gaziantep, Adana, Kayseri, Şanlıurfa, Tekirdağ, Ordu başta olmak üzere son 12 ayda çeşitli Anadolu şehirlerinde yaptığımız eğitimlerdeki gözlemlerimizden de yararlanacağım.

Etkinliklerle ilgili görüşlerimden çok, bu etkinliklerdeki birebir sohbetlerimden ve kendi gözlemlerimden “Türkiye’de ve Anadolu’daki teknoloji girişimciliği”nin durumunu okumak isteyenler “spoiler” yazan bölümü atlayarak devam edebilirler. Diğer kısım biraz uzun gelebilir…

— spoiler —

Öncelikle Startup İstanbul’dan başlayalım;

Etkinlik bu sene önceki yıllara göre konsept değiştirmiş ve daha çok “community building” üzerine kurulmuş gibi geldi. Etohum’un “Startup Turkey” ile başlayan “Startup İstanbul” ile devam eden “Leading Startup Event in Eurasia” sloganının hayata geçirerek, bölgenin girişimcilik buluşma platformu (hub) olma amacı da fazlasıyla meyvelerini vermiş gözüküyor.

Bu seneyi değerlendirmeden önceki yıllara bakalım. Bu noktada hatalı bulduğunuz tespitlerim veya yanlış hatırladığım noktalar için beni düzeltmek isterseniz e-posta, Twitter veya aşağıdaki yorum kutusunu kullanabilirsiniz.

Geçen yıllardaki “herkese açık” etkinliklerde teknoloji girişimciliği alanında bir süredir faaliyet gösteren katılımcılar ile daha küçük çapta etkinlikler yapılmıştı. Etkinliklerde çoğunlukla bu ekosistemdeki aynı yüzler (biz de dahiliz buna), bir önceki yıla göre büyümüş startuplar ve bu yola yeni girmiş startuplar yer alıyordu. Bu seneye göre çok daha az kişinin katılımıyla gerçekleşen bu etkinlikler sırasında paralel paneller, sunumlar ve eğitimler koyularak herkesin özelleşmiş alanlardaki istediği programa katılmasına olanak sağlanmıştı. Bu konseptin yararlı olup olmadığı ayrı bir tartışma konusu, benim de kesin bir yargım yok.

Bu senenin “herkese açık” bölümünde ise tek ana program üzerinden ilerlenmişti. Bundaki amaç da; Bölgenin buluşma noktası (hub) olma amacına yıllardır verdiği emekle ulaşan Etohum ve Startup İstanbul’un farklı ülkelerden gelen kitlenin iletişimini güçlü kılmak ve başta İstanbul’daki olmak üzere Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin potansiyeline/gücüne dair farkındalığı arttırmak gibi geldi. Etkinlik sırasında bir çok konuşmacının, ertesi gün G3 Forum Trabzon’da Sn.Rifat Hisarcıklıoğlu’nun vurguladığı “63 ülkeden 1000’den fazla katılımcı” alıntısı da Etohum ve Startup İstanbul’un “hub” olma amacının başarısını ortaya koyarken, İstanbul’un çekim merkezi yapma yolundaki amacı doğrular nitelikteydi.

Yeni konsept “hub” olma amacıyla başarıya ulaşmıştı ama yalan yok, benim gönlüm ve gözüm dikey alanlarda özelleşmiş panelleri ve sunumları aradı. Diyebilirsiniz ki; 6-7-8 Ekim tarihlerinde o tür paneller ve sunumlar vardı, kastım onlar değil. Geçen senelerde etkinliğin herkese açık bölümünde teknoloji, sektör veya girişimcilik ekosistemindeki rolüne özelleşmiş programlar vardı. O paneller ve sunumlar benim gibi uzun zamandır bu ekosistemde olan biri için daha heyecan vericiydi ama tabiki hedef kitle artık “ben” olmayabilirim, hakkıdır. Yine Doğan Online (DOL) gibi startup olarak başlamadan teknoloji işine giren büyük markaları dinlemekten çok startup sunumlarını dinlemek bana daha fazla keyif verdi. Ve etkinlik günü Twitter’da da söylediğim gibi, kimse kusura bakmasın ama etkinliğin en güzel ve en heyecan verici yeri startup sunumlarıydı. Bir araya getiren, seçen, çalıştıran, mentorluk yapan ve eğiten herkesin eline emeğine sağlık, Ozan Sönmez’in de elinin değdiği belliydi. 🙂

Buradan G3 Forum Trabzon’a geçelim ve sonra da her iki konuyu “Türkiye’deki teknoloji girişimciliği” noktasında birleştirelim.

G3 Forum İstanbul’da 2011’den beri düzenli olarak yapılıyor, yanlış hatırlamıyorsam da 2013 veya 2014’den beri de ben de mentor olarak etkinliğin yuvarlak masa mentor görüşmelerinde yer alıyorum. Yuvarlak masa mentor görüşmelerini hızlıca anlatayım; Bir mentorun (başarılı girişimciler, akademisyenler veya inkübasyon/hızlandırıcı merkezi yöneticileri) ve bir de yerel mentorun (etkinliğin yapıldığı şehirden TOBB GGK üyesi, TOBB KGK üyesi) yer aldığı masalarda, programa katılmak için başvuran girişimci adayları, yeni başlayan girişimciler veya öğrenciler 30 dk’lık fikir alışverişi için bir araya geliyorlar. Katılımcılar; mentorlara merak ettiği soruları soruyor, iş fikri hakkında geribildirim alıyor veya nereden başlasam, nereden kaynak bulunur gibi soruların cevaplarını arıyor. 30dk’nın sonunda çalan uyarı sesiyle birlikte katılımcılar kendilerine daha önceden atanmış masaya devam ediyor ve toplamda 4 masada, 8 mentor ile görüşme fırsatı yakalıyorlar. Bu arada katılımcıların profiline baktığımızda da, çoğu ufkunu genişletmek ve kariyer planı çizmek isteyen üniversite öğrencileriyle, kendini girişimci adayı olarak nitelendiren üniversite öğrencilerinden oluşuyor.

Etkinlik 2 senedir de İstanbul dışına taşınmış durumda, 2015’de Kayseri’de ve bu hafta başında da Trabzon’da gerçekleştirildi. Etkinliğin ana amacı olan “girişimciliğe dair farkındalığın arttırılması” bakımından bölgesel olarak bu yayılım ise oldukça yararlı oluyor. Bu noktada direk bir çıktı görmek veya ölçümlemek gibi bir beklenti olmamak, etkinliğin amacı bölgelerde farkındalığı arttırmak, girişimciliğe dair olan yanlış bilinenleri düzeltmek ve insanları girişimcilik için teşvik etmek olarak görülmeli. Bunun üzerine etkinliğe misyon yüklemek veya daha somut çıktılar için beklentiye girmek sağlıklı olmaz.

Bu noktadan hareketle etkinliğin Kayseri ve Trabzon ayaklarının başarılı olduğunu düşünüyorum. Bununla birlikte, İstanbul ayağının da özellikle ana akım ve geleneksel medyada sıkça habere konu olması nedeniyle, toplum içinde girişimciliğin konuşulmasını sağladığı için başarılı bulabiliriz. İstanbul, Ankara, İzmir dışında bu konseptin devam etmesininin faydalı olduğunu ancak İstanbul ayağının küçük revizyonlara ihtiyacı olduğunu düşünüyorum, sanırım bu konuda da yalnız değilim.

— spoiler —

Gelelim “Türkiye’deki teknoloji girişimciliği”nin bugünkü genel durumuna, madde madde ilerleyelim;

Bölgesel farklılıklar çok fazla

İstanbul, Ankara ve İzmir daha eşit şartlarda birbiriyle yarışırken, kalan iller oldukça dezavantajlı olarak yarışa giriyor. Yalın girişim, AirBnB, Webrazzi gibi anahtar kelimelere çok uzaklar, buralardan örnekler vermeden önce bu anahtar kelimeleri onlar için tanımlamak gerekiyor. Teknoloji girişimciliğinden bu bölgedeki gelişimi için 2009-2014 Teknogirişim kazanan listesine bakabiliriz.

Screenshot 2016-10-17 13.17.35

Startup İstanbul’da bir arkadaşımın Trabzon’a gideceğimi duyduğunda verdiği tepki; “Sen de Anadolu ile kafayı bozdun.” olmuştu.

Haklı.

Anadolu’nun 3 büyükşehirle eşit şartlarda yarışması için kafayı bozduk ve bu yüzden BiGG GARAJ programıyla Anadolu’ya gidip teknoloji girişimciliği anlatıyor, BiGG ANAÇ ile Eskişehir’deyiz, UGM’nin girişimciliği Anadolu’ya yaymak için sarfettiği efora destek oluyor, Kalkınma Ajansları için Çorum’da eğitim yapıyor, üniversite için Amasya’da jüri olarak projeleri değerlendiriyor, “Düzce’de de Startup Weekend mi olur?” sorusuna karşılık etkinlik paydaşı oluyor, Samsun’da “Uluslararası Pazara Açılma” eğitimi veriyor, G3 Forum ile Trabzon’da Kayseri’de mentorluk yapıyor, Malatya’da kalkınma ajansına teknoloji girişimciliği anlatıyor, Tekirdağ’da öğrencileri teknoloji girişimciliğine teşvik ediyoruz.

Bölgesel farklılıkları azaltmaz, kaynağa erişimde ve eğitimde eşitliği sağlamazsak “10 büyük ekonomiden biri olmak” hayali de, “teknoloji üreterek kalkınmak” da hayal olur. 2 ton çaya, 1 iPhone almaya, kendi fındığımız işlenerek bize satılmaya, Tüpraş’ı Instagram’la karışılaştırarak ahlayıp, vahlamaya devam ederiz.

Bölgesel farklılıkların önüne geçmek için özellikle İstanbul’daki “business” ve start-up ekosisteminin Anadolu’daki kaynakları ve yetkinlikleri görmesi gerekiyor. Herşey İstanbul’da değil, herkes İstanbul’da da olmak zorunda değil. Anadolu’daki girişimci adaylarının da bölgedeki ihtiyaçlara yönelik teknoloji tabanlı ürünler geliştirmesinin önünü açmalıyız. Rize’de çay üreticileri için, Samsun’da biyomedikal kümesiyle, Tekirdağ’daki sanayiciler için, Mersin’deki lojistik firmaları için ürünler geliştirecek girişimcilerimizi bulup, desteklemeliyiz.

Burada eşitliği sağlamak ve bölgesel farklılıkları azaltmak için yaptığımız bir başka program için de bkz: BiGG-GARAJ Yenilikçi Anadolu Projesi

Teknoloji girişimciliğinin geliştirilmesinin; kurumların tek başına gösterdiği çabayla değil (zaten çaba gösteren özel kurum sayısı da 5’i geçmez), ortak hareket eden bir strateji ve aynı çatı altında sağlıklı olacağını düşünüyorum. Herşeyi devletten beklemek, stratejiyi ve teşvikleri de devlet sağlasın, “Aaaa Vakıfbank reklamı ne güzel, Anadolu’ya da ne güzel destek oluyorlar, helal olsun.” noktasıyla övünmekten çıkıp, elimizi taşın altına koymalıyız. Burada kamu desteklerini eleştirip, daha sonra kamunun tek başına bu rolü üstlenmesi gerektiğini söylemek de ayrı bir yazının konusu olur. Kısaca, “devlet baba” kavramından herşeyi bekleme konusuna da dikkat etmek lazım…

Büyük teknoloji şirketlerimizin ve bankalarımızın İstanbul dışında kalan bölgelerdeki teknoloji girişimcilerini teşvik etmesi ve kimi zaman finansal destek sağlaması, melek yatırımcılarımızın bölgedeki iş adamlarına “melek yatırımcı” kavramını anlatması ve yatırıma özendirmesi, mentor ağlarının mentorluk potansiyeli olan kişileri yönlendirerek doğru mentorluğun yapılmasını sağlaması gerekiyor. İstanbul’daki gibi her paydaşın kendi rolünde ekosistemin Türkiye genelinde gelişmesine katkıda bulunması gerekiyor.

Buradan da 2. tespite bağlayayım;

Risk algısı çok çok düşük

İstanbul ve Ankara’da bile yatırımcıların risk algısını düşündüğümüzde, bu bölgelerdeki melek yatırımcı olma potansiyeline sahip iş insanlarının şu aşamada melek yatırımcılık düşüncesinden çok uzak olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. G3 Forum’da TOBB GGK ve TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’na üye başarılı iş insanları yerel mentor olarak masada yer alıyor. Şu ana kadar İstanbul dışında bu kurullara üye olan ve yatırımcı olarak girişimcilere destek veren kimseyi görmedim.

Burada bir parantez açmak isterim; Son dönemde özellikle İstanbul’da öne çıkan ve Anadolu’ya hızla sirayet eden yeni bir trend de “Projene mentor olarak yatırım yapayım, %x’ni bana ver.” Bu görev temel olarak hızlandırıcılara aittir ve onlar da startuplara çeşitlilikle mentorluk sağlamaya odaklanır. Melek yatırımcı potansiyelindeki insanların bu noktada mentorluk-hisse ilişkisi kurmasını da ayrıca riskli görüyorum.

Risk algısı noktasına dönersek; G3 Forum’da yerel mentor olan ve bölgede önemli başarıları olan iş insanları henüz teknoloji girişimciliği noktasından oldukça uzaklar. Bölgelerdeki başarılı iş insanları; Özellikle uluslararası düzeydeki başarılı yatırımları ve yatırımcıların hikayelerine vakıf değil, teknoloji girişimciliğinin yaratacağı potansiyelden bihaber ve kısa zamanda dönüşü olan, riski düşük sektörleri tercih eden yatırım yapıyorlar. Tabiki herkesin baktığı ilk sektör de “inşaat”. Bunu doğrulayan bir istatistiği de Hazine Müsteşarlığı’nın web sitesindeki “BKS İlerleme Raporu”nda görebilirsiniz. (BKS Lisans Başvuru Sayıları)

Screenshot 2016-10-17 17.22.02

Screenshot 2016-10-17 17.17.00

2016 Eylül ayı itibariyle akredite melek yatırımcı sayısında herhangi bir çeşitlilik maalesef yok. BKS’ye tüm melek yatırımcıların dahil olmadığını, tüm yatırımların buraya işlenmediğini de biliyorum. İşlenmeyen melek yatırımlarda da durum farklı değil, bizim Startups.Watch üzerinden çıkardığımız bir istatistikte de bu durum doğrulanıyor.

Screenshot 2016-10-17 18.12.11

Bu noktada “Ankara’dan veya diğer illerden başarılı girişimciler çıkmıyorsa biz ne yapalım?” diyebilirsiniz… Burada belirtmek istediğim ise, başarılı girişimci çıkma potansiyeli hareket geçirmek için kamu dışında herhangi bir unsur yeteri kadar taşın altına elini koymuyor. Kalkınma Ajansları, TÜBİTAK ve KOSGEB gibi kamu kurumları dışında, özel sektör yeteri kadar teknoloji girişimciliği ile ilgileniyor mu? Bu kurumların yapılarını ve çalışma şekillerini eleştirebilirsiniz ancak bu eleştiri için taşın altına elini koymamız gerekiyor.

Bölgelerdeki başarılı iş insanlarının teknoloji yatırımcılığına teşvik edilmesi ve farkındalığın arttırılması için Türkiye genelinde kurulmuş 14 Melek Yatırım Ağı’nın bu kapsamda çalışması, melek yatırımcıların bölgelere gitmesi ve kendi gibi başarılı iş insanlarıyla daha yakın ilişki kurmasının yararlı olacağını düşünüyorum.

Potansiyel yatırıcımların risk algısını düşürmemiz ve teknoloji girişimciliğine özendirmemizse sadece ekosistemin bir paydaşının devreye sokulması anlamına geliyor. Risk algısı konusunda problemli olan bir başka unsur da “girişimci adaylarının” ta kendisi. Trabzon, Samsun, Ordu, Çorum, Tekirdağ gibi şehirlerdeki üniversite öğrencilerinin önceliği kendi deyimiyle “KPSS’yi kazanıp devlete kapağı atmak…” KPSS kurslarına da bu kapsamda 5 haneli TL ödemeye hazır durumdalar. Bu 5 haneyi KPSS’ye ödemek yerine kendi işleri için tohum sermayesi yapabilecekleri gerçeğini de gözden kaçırıyorlar. KPSS’yle iyi bir yerde devlet memuru olma ihtimalinin, kendi işinde başarılı olma ihtimalinden düşük olduğunu düşünüyorum. Risk algısındaki bu problemli bakış açısının da giderilmesi ve başarı potansiyeline sahip girişimci adaylarının teşvik edilmesi de gerekiyor. TÜBİTAK’ın BiGG ile yapmaya çalıştığı programı, ülke geneline yaygınlaştırma çabası da tek başına yeterli olmayacaktır. Özel sektörün bu konuda taşın altına elini koyması gerekiyor. Girişimcilik toplantılarının, buluşmalarının bölgelere yaygınlaştırılması, girişimcilerin “teknoloji girişimcliği” konusunda eğitilmesi ve onlara başarı hikayeleriyle “Sen de yapabilirsin” mesajının verilmesi gerekiyor.

“Bunu neden yapacağız? O bölgelerdeki risk algısından bize ne?” diyebilirsiniz… Açıklayayım;

Çünkü İstanbul’daki tüm girişimci adayları artık benzer düşünüyor, bazıları etkinliklerle dikkatlerini çok dağıtıyor, bazıları “execution”da zayıf kalıyor (son 2 argümanı bana Startup İstanbul’da 3 hızlandırıcı/TTO yöneticisi ayrı ayrı doğruladı), Ankara’daki girişimci adayları artık fazla “savunma sanayi” ve ArGe perspektifinde düşünüyor, bu perspektiften çıkamıyor, “business” odaklı düşünemiyor.
Artık gerçek sorunları çözen, sahaya inmiş veya sahadan gelen girişimci adaylarına daha çok ihtiyacımız olacak. İnanın bu potansiyelde bir çok girişimci adayı sadece Ankara, İstanbul ve İzmir değil, Anadolu’nun şehirlerinde de çokça var. Bu girişimci adaylarından güçlü iş modelleri yaratmak ve onlarla birlikte kazanmak da mümkün. Hatta zor değil ve sizin elinizde. Sizin için “headhunting”, onlar için de fırsat eşitliği sağlayacak işbirliklerine açık olun.

İstanbul’da startup sahibi olmak “cool”, Ankara’da startup sahibi olmak farklı ama Anadolu’da bunu yapmak değerli, unutmayın… Anadolu’ya gidin, görün…

Author Info

N. Barış Okur

“Your idea is not original trust me! You have to cultivate that idea let it grow and more important make sure it survives. For that reason be a worker before being a boss!”